21 Kasım 2010 Pazar

Taşın-ma


- Bu odada bir şey kaldı mı abla?
- Anılarım kaldı, onları nasıl taşıyacağız?
- Efendim abla?
- Anılarım diyorum Ahmet. Sağında, solunda, tavanında, sobanın arkasında, gardırobun altında, aynanın kırılmış köşesinde, süpürgeliğin içine sıkışmış kağıt parçalarında, balkon kapısından giren rüzgarda, onu savmak için kapıya yapıştırdığım macunda, balkonun dökülen boyalarında, duvara çizilmiş gözbalık-balıkgözü-gözegelmişbalık-gözcübalık-balıklıgöz ya da her neyse o çizimde, onu çizen elin duvara bıraktığı enerjide, diğer duvardaki taslakbalıkta, yatağın aşındırdığı yer kaplamasında, yer kaplamasını aşındıran yatak hareketlerinde, yatağın hareketlendiği sarhoş gecelerde, sarhoş gecelerin kalpte bıraktığı derin izlerde, izlerin işaret ettiği isimlerde, isimlerin boşvermişliğinde, boşluk içinde düşme hissinde, hissetmemenin verdiği özgürlükte, özgürlüğün bir yerde batması ve tekrar düşme hissine geri dönmede, geri dön mede, geri dönme de, kafanın allak bullak olduğu düşünme seanslarında, odaya sinmiş parfümlerde, koklayarak uyanmanın verdiği mutlulukta, uyandıktan sonra ayrılmanın hüznünde, hüzünle gelen sonbaharın camdaki resminde, dışarıda izlediğim kargaların güzel seslerinde, sabahları çirkin sesleriyle beni uyandıran martıların balkona bıraktıkları pisliklerde, Kadıköy’ün sabahları yüzünü gösteren sakin ruhunda, ruhunu korna seslerine sattığı günün devamında, geçen uçaklara baktığım gecelerde, komşuları dikizlediğim günün her saatlerinde, saatlerce yataktan çıkmadan geçirdiğim çoğul vakitlerde, vakti gelince aldığım fesleğenlerde, sonra çok bakmaktan, çok güneşe koymaktan, çok sulamaktan her seferinde hepsini teker teker öldürmemde, gördüğüm böcekleri öldüremememde, korkunun gecenin köründe aklıma, beynime, salgılarıma, hormonlarıma, odama girdiği geçmeyen saatlerde, sıhhatte olsunların dolabın üzerinden düşürdüğü eşyalarda, eşyalara loş bir hava veren gece lambasında, lambanın ışığını körelten bilgisayar ekranında, tütsünün bıraktığı bazen na bazen hoş kokuda, sobanın çıkardığı çıtırtılarda, çıtırtıların beni götürdüğü hayallerde, o hayallerden dönerken topladığım kocaman beyaz papatyaların seviyor-sevmiyor yapraklarında, yaprak desenli duvar kağıdında, kağıdın bittiği yerden dönen duvarda, duvarın sonundaki kapıda kalan anılar diyorum Ahmet. Onları nasıl taşıyacağız?
- .... bizim işimiz bitti abla, gidelim mi?
- Gidin Ahmet gidin, selametle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder